SUNUŞ YAZISI: Escritor/a... Yazar... Nivîskar

SUNUŞ
 
Yaratıcı Eylemin Ayrılmaz Bir Parçası Olarak Görsel Yazarlık 
Sanatçı, seçtiği mecra ne olursa olsun, bir edebiyatçı titizliğiyle kendi öykülerini yazar. Bunu kafasını kemiren böcekleri paylaşmak için de, yapmazsa duramayacağını bildiği için de yapar. Yazarlığı, varoluşun ve var edişin kanıtı olduğu kadar hayata karşı kendi müdahalesini geliştirmenin, kendi mücadelesini vermenin bir yolu olur. 
 
Sorgulamaları, çelişkileri ya da şuursuz akışlarıyla bir çıkış noktası yaratıp, kimi zaman karanlık, kimi zaman gözünü alan bir yolculuğa koyulur. Kendisine bir kurgu seçer, ifade biçimi belirler, anlatısını oluşturur. Eylemi dile döker. 
Dil görselmiş, sözelmiş ya da işaretlerden geçmiş, bir noktada önemini yitirir. Sığ kıyıları aşamayanların ya da sahte bir parlaklığın peşinde koşanların aksine, kendini ya da yaptıklarını kanıksamadan, alışıp sıradanlaşmadan iştahla yolculuğa devam edenler dünyanın etrafını bir kaç tur dönmeye ya da gün görmemişlere ayna tutmaya aday olur. 
Kimi daha az, kimi daha çok konuşur. Eylem sözün yerini alınca yazı görselleşir.
İfadenin çeşitliliği eylemin doğasından... Kişi göğsünü dolduran nefesi kadar yaratır, kurar, sarar. O yüzden kimi daha az, kimi daha çok anlatır. 
Yine de, yolu nasıl olursa olsun, samimiyetle işaretlerin peşine düşerse, eliyle zihninin, kuşkularıyla merakının buluştuğu yerden kendi sınırlarının dışına gider, gelir. 
Sürecin sonuna geldiğinde yaratıcı eylem kendi dilini bulmuş olur. Sanatçının yetisi, iştahı, sabrı ve söyleyecek sözü çoğaldıkça yazma eylemi gelişir, kılık değiştirir, ciddiyetle yapılan bütün işlerde olduğu gibi biricik bir sonuç doğurur. 
Suya atılmış taş misali oluşturduğu halka büyüdüğünde, onun işaretlerini okuyan ve yazdıklarını anlatmak isteyen başka yazarların yardımıyla yapıt ışıkların altına çıkarılır. Böylece, sanatçıyla küratörün işbirliğiyle sergi süreci başlar. 
 
Escritor/a... Yazar... Nivîskar üç dilde aynı anlama geliyor ve yazma eyleminde kendi dillerini seçen yedi görsel sanatçının grup sergisine adını veriyor. Alt başlık olarak kullanılan “Yaratıcı eylemler, yazma süreçleri” edimsel (performatif) bir eylem olarak yaratmanın çeşitliliğine ve sanat alanında içiçe geçen bağlantılara gönderme yapıyor. Bu bağlantılar sanatçıyla yapıt arasında, üretimle sergileme arasında ya da farklı disiplinlerden sanatçılarla küratör ve izleyiciler arasında gelişebilir.
Yazarlığın, yalnızca edebiyatla ilişkili olmadığını düşünen biri olarak kanımca serginin ne hakkında olduğuna dair yazacağım ilk cümle “Yaratıcı Eylemin Ayrılmaz Bir Parçası Olarak Görsel Yazarlık” olur. Bu yüzden onu bu sunuş yazısının başlığı olarak seçtim.
Sergi, kullandıkları mecra ve tercih ettikleri anlatım biçimi ne olursa olsun işaretler geliştiren, çeviren ve biriktirenlere, bu anlamda yazarlığa soyunan görsel sanatçılara da selam yolluyor ve içinde yazma süreçleri taşıyan yaratıcı eylemlerin farklı yönleri arasında bir bağ oluşturmaya girişiyor. 
 
İpek Çankaya
06.09.2015
Bodrum
 
 
12 Eylül – 30 Ekim 2015, halka sanat/ galeri İstanbul
 
Sezgi Abalı Attal (TR), Julio Adán (ES), Sajjad Ahmed (PK), Doğu Çankaya (TR), Ceyda Oskay (TR), Arturo Pomar (ES), Irene Pomar (ES)
 
Proje Fikri: Irene Pomar 
Küratörler: Irene Pomar, İpek Çankaya, Sezgi Abalı Attal