Halka Art
 

Sergi Yazısı: Ai Weiwei, Trajedilerden Zihnimize Bir Yolculuk

Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki Ai Weiwei sergisi kapanışına yaklaşırken ilk ziyaret ettiğim günden beri aklımı kurcalayan bu sergiyi belki de aklımda bir nihayete erdirmek üzere yazmak istedim. Weiwei’in sıradışı yaşamının, eserlerinin ortaya çıkışı ve işlediği konular bakımından oldukça etkili, hatta belirleyici bir rolü olduğunu düşündüğüm için yazımı bu perspektiften ele aldım. Weiwei, 1976 Mao’nun ölümü sonrası sanatçıların ilk kuşağından Çin’li bir sanatçı. ABD’de sanat eğitimi almış ve batı sanatını öğrenmiş. Serginin hediyelik eşya dükkanındaki bir magnetin üzerinde yazılı, “Her şey sanat, her şey politika” sözleri Porselene Dair sergisinin özeti olabilecek bir nitelikte.  Nitekim,
 
Asılı Adam Ai Weiwei’in Tutuklanışı kitabının yazarı Barnaby Martin de onun sanatını “Ai Weiwei’in sanatında bütün güç ve bütün enerji yeniden dönüştürülebilir ve yeniden yönlendirilebilir. Yana doğru atılan küçük bir adımla ya da bakış açısında ufacık bir değişiklikle trajedi bile sanata dönüştürülebilir” [1]şeklinde tanımlıyor . 
 
Porselene Dair sergisi önce trajedileri simgesel nesnelere ve ardından nesneleri sanat eserlerine dönüştürerek bizleri gözlerimiz, beynimiz ve kalbimiz arasında bir yolculuğa çıkarıyor. 
 
Weiwei’in sanatındaki trajediyi işleyiş biçiminin gücü belki de bu trajedilerin gökten inme olmamalarından kaynaklanıyor. Weiwei’nin babası şair Ai Quing bir zamanlar Mao’nun yakın arkadaşıyken Mao’nun entelektüel karşıtı kampanyası nedeniyle Weiwei henüz bir yaşındayken ailesiyle birlikte Gobi Çölüne sürüldü. Babasının umumi tuvalet temizliği gibi ağır işlerde çalışmak zorunda olduğu Kuzey Kore sınırına yakın küçük köylerde ve Çin’in kuzeybatısında özerk bir bölge olan Sincan’da 20 yıla yakın bir süre yaşadı. Weiwei bir çocuk olarak hayatta kalabilmek için daha sonra sanatına da uygulayacağı mobilya ve tuğla yapma gibi pratik becerilerin çoğunu buralarda öğrendi. İlerleyen yıllarda anılarında çocukluğundan "yaşam koşulları son derece sertti fakat bu koşullar sanatımın kaynağı oldu” diye bahsetti.
 
2008 yılında Çin’in Schiuan bölgesinde 8 büyüklüğünde bir deprem oldu. Depremde Weiwei’nin deyimiyle “tofudan binalar” olan ve içlerinde okul binalarının da olduğu pek çok kamu binası, içerisinde öğrenciler varken yıkıldı. Hükümet yetkilileri bu ulusal utancı halı altına süpürmek umuduyla (en yeni tahminlere göre 5000’den fazla ölüm) gerçek sayıları açıklamadılar. Weiwei hükümeti okul binalarını kötü inşa etmekle suçladı ve bu yolsuzluğa delil olarak binlerce öğrencinin ölümünü gösterdi. Gerçekleri ve kanıtları gün yüzüne çıkarmak amacıyla bağımsız bir “yurttaş soruşturması” başlattı. Araştırmaları sonucunda depremde hayatını kaybeden çocukların tümünün ismini bularak yayınladı. Sonrasında olayların gelişimi bizler için çok da tahmin edilemez veya yabancı değildi. Polisin otel odasına girerek Weiwei darp etmesiyle birlikte bu soruşturma kesildi. Kafasına aldığı darbeler nedeniyle Weiwei beyin kanaması geçirdi ve beyin MR’ının görüntüleri bu sergide karşımıza porselene basılmış şekilde çıktı. Ne de olsa ona göre her şey sanattı.
 
Weiwei sanatında Çin’in bütününü bir hazır nesne olarak kullanmak niyetinde olduğunu söyler onun sanatında kutsaldan bahsedilemez ve her şey başka bir şeye dönüştürülebilir. Tıpkı, arka planını Tiananmen meydanı, Mona Lisa, Eyfel Kulesi, Beyaz Saray gibi hem siyasi hem de sanatsal iktidar simgelerinin oluşturduğu ve fotoğrafların merkezine orta parmağını gösteren elini koyduğu Perspektif Etüdleri’nde veya 2000 yıllık bir neolitik vazoyu parçaladığı ve bu sergide legolarla örülmüş bir triptik olarak karşımıza çıkan Han Hanedanı Vazosunu Düşürmek adlı eserinde olduğu gibi. 
 
2010’da Tate Modern’de gerçekleşen ve Batı dünyasının onu tanımasına neden olan sergisinde ziyaretçileri ay çekirdeklerinden oluşan devasa bir halının üzerinde yürütmeyi hedefledi. 1600 yerel sanatçının her biri, seramik çekirdeği kendi eliyle boyadı. Turbine Hall’ün tamamını kaplayan çekirdeklerin üzerinde yürüyecek, onları eline alacak, kimisini atacak kimisini yanlarında götüreceklerdi. Dönemin posterlerinden Güneş Kral olarak tasvir edilen Mao’nun kişiliği benzersiz olan ama bir yığın haline getirilmiş ve yığının içinde tek tipleştirilmiş halkı gibi. Ama Tate yönetimi serginin üçüncü gününde porselen tozunun sağlığa zararlı olduğu gerekçesiyle üzerinde yürünmesini yasakladı. 
 
2011 yılında Ai Weiwei’in yaşamındaki trajediler devam ederken giderek daha tanıdık bir hal aldı, Pekin Uluslararası Havalimanı'nda tutuklandı ve mali suçlar suçlamalarından gözaltına alındı.  Bütün bunlar meydana gelirken, Batı sanat dünyası korku içinde izledi ve uluslararası insan hakları gruplarının yardımıyla harekete geçti. 81 gün sonra, Ai serbest bırakıldı. 12 milyon Yuan (yaklaşık 1,7 milyon Euro) üzerinde para cezası verildi, pasaportuna el konuldu ve Beijing’deki stüdyo evinin çevresine gözetim kameraları yerleştirildi. Ai Weiwei, buna tepki olarak 22 Temmuz 2015’te pasaportu iade edilinceye kadar 600 gün süreyle her gün stüdyosunun dışındaki bisikletinin sepetine bir demet taze çiçek yerleştireceğini açıkladı ve bu çiçeklerin fotoğraflarını #flowersforfreedom etiketiyle yayınladı. 
 
Ai Weiwei sanatında yalnızca kendi hayatının trajedilerinden beslenmedi.  Mülteci kriziyle ilgili bir film yapmak için mülteci kamplarına gitti “Ben de bir mülteciyim. Onları anlıyorum. Onlarla özdeşleşiyorum ve bir ayna tutuyorum. Bir hikaye anlatıcısı değilim.” [2] diyerek açıkladı bu konunun onun için anlamını. SSM’deki Odysseus adlı odada, Odysseus’un, Truva’nın düşüşünden sonra vatanı İthaka’ya ve evine dönmek için yola çıkmasını ve on yıl süren savaştan sonra eve dönüş yolculuğunun da tam on yılı almasını anlatan efsanesiyle mülteciler arasında bir bağ kurdu. Ama bu sefer anlatılan bir efsane olmaktan çok öte her gün tekrarlanan bir gerçek hayat dramıydı, dolayısıyla duvar kağıdı ve porselen tabaklarda karşımıza çıkan figürlerin bizde yarattığı duygu da o denli gerçekti.
 
Sanıyorum ki Ai Weiwei’in gerçekliği aktarış şekli bizlerin düşünüş biçimini de kaçınılmaz şekilde etkiliyor ve onun sanatı derinlerde bir yerde belki de ona duyduğumuz aşinalık nedeniyle bizi hem rahatsız ediyor hem de kendine hayran bırakıyor. Paramı denkleştirip zar zor gittiğim Floransa’da param olmadığı için giremediğim Ai Weiwei sergisi yüzünden duyduğum üzüntüyü Çin’li ev arkadaşıma anlatırken “bu kadar üzülmene gerek yok, onun sergisindeki ve sanatındaki her şey senin bildiğin şeyler” dediğinde ne demek istediğini şimdi anlayabiliyorum. Müzenin duvarları dahil üç katına yayılmış, Ai Weiwei’in bugüne kadar yapılmış en kapsamlı sergisi olarak nitelendirilen ve içlerinde Weiwei’nin ilk porselen eserinin de bulunduğu 100 ü aşkın eserini 11 Mart 2018 tarihine kadar SSM’de görebilirsiniz.
 
 
Öykü Demirci
halka sanat ekip üyesi
 
 
           1 Martin, B, (2015), Asılı Adam Ai Weiwei'nin Tutuklanışı,Haluk Barışcan( çev), İstanbul: Metis Yayınları
           2 Ayşegül Sönmez'in 19.09.2017 tarihli unlimitedrag.com adresindeki yazısından alınmıştır.