WALKING IN THE EDGE OF THE VISIBLE 2010, installation (detail)

Daniela Ehemann

halka sanat projesi 30 Temmuz’dan itibaren 3 haftalığına Berlin, Almanya’dan Daniela Ehemann’ı ağırlayacak.
 
Sanatçı projeleri hakkında şunları açıklıyor : "Günümüzün ana meselelerinden birisi kimlik sorusu. Günümüzde kimliğimizi yaratmak için kendi gerçekliğimizi nasıl oluşturuyoruz? Çizime karşı heykel değil ama aynı zamanda boyutların değiştiği, izleyicinin duracağı noktayı kendisinin belirleyeceği alanlar yaratarak uzamın ve mimarinin sınırlarının sorgulanması... 
 
 
Bir sanatçı olarak, izleyicinin kendi algısının ufkunu hem gevşettiği hem de genişlettiği güven duygusuyla ilgli beklentileriyle oynuyorum. Bu çalışmanın ilk adımlarını kayıp insanların dairelerini kesiştirdiğim « Missing Link » işimde görebilirsiniz. Bu çalışmada ana uğraş kişisel kimliğin araştırılması ve sorgulanmasıyla ilgiliydi. Bu mesele, hangi rolümüz bizi içine alan mekanı kapsıyor sorusu aracılığyla doğrudan veya dolaylı olarak yansıtılmaya çalışıldı. İlk yaşayanlardan geriye kalanlar yeterli mi?  Çıkış noktam kendi duracağın noktayı bulmak için tanıdık bir otobüs durağı fikriyle başladı. Yoksa kendi iç dünyamızı tanımlamamızda içinde yaşadığımız mimari bir alan olarak dairemiz ve şehir önemli bir rol mü oynuyor ? 
 
Deneyimlerime dayanarak, ailemle yaptığım seyahatlerde, bir çocuk olarak mekanlar arasındaki uçurumun kalıcı değişimiyle yüzleşince mekan ve kimlik ilişkisini sorgulamaya başladım. Doldurulmuş bir çizim veya mutfak masası üstündeki kullanılmış bir fincan gibi, onların kim olduğunu ve neden terkettiklerini öğrenmek için « bulunan » ın analizi ve yansıması... En sonunda kimliğin imgeleminin her zaman hem gerçek ve hata, hem de gerçeklik ve kurgu tarafından takip edildiğini kabul etmek durumunda kaldım. Böylece bu işi takip eden « Bad Habits » veya « German Spirit » gibi enstalasyonlar kimliğin işgal edilmiş odalarıyla hicivsel veya ironik bir yolla oynadılar. İşgal edilen ama şeyler aracılığıyla değil, zorunlu düşünceler aracılığıyla. 
 
Mekan, bu sefer gerçeğin bir hatasıyla doluydu. Üretmekte olduğum iş bu soruyu farklı biçimlerde, çoklu ortamların bir kesişimi ile tercüme etmeye çalışıyor. Oysa ki dalgalanan, ritüellerde gösterilen ve zorunlu aktivitler ile zamana dayalı bir malzeme olarak kullanılan enstalasyon ve çizim, pratiğin merkezi olmuştur. Algılama yöntemlerini değiştirmek, işin gerçekleştiği fiziksel ve kavramsal mekanların tekrardan haritasını oluşturmak... İşlerimde çelik, gölge ve kömür gibi araçlar kullanıyorum.
 
 
“Hustling Heroes” İstanbul’da yeni bir keşif ve meydan okuma başlatıyor. İstanbul önemli bir yer. Çünkü Asya’ya, İslamiyete ve Hıristiyanlığa özgü ifadeler ve idealler birbiriyle buluşuyor, gelişiyor, kent alanında ve mimaride yansımalarını buluyorlar. Yapılar sadece eski veya ortaçağdan kalma değil, aynı zamanda ilginç modern işler de görmek mümkün. Atatürk’ün reformuyla ülkeye gelen Alman Clemens Holzmeister, Bruno Taut veya Ernst Egli gibi mimarlar aracılığıyla mimari gelişti. Sonunda tüm bu unsurlar bir araya gelerek görünüşte dengeli bir kent mekanı yarattılar. Amacım eski ve yeni arasındaki dengeye daha yakından bakmak, bu dengeyi sarsmak ve sorgulamak, varolan mimariden faydalanarak onu bir metafor olarak model biçimine dönüştürmek ve onunla oynamak. 
 
Serilerin ilk kısmında olduğu gibi, dünya mirası “Villa Tugendhat”ı bir model olarak yeniden inşa ettiğim, serbest düşüşle veya Shore Gölü’nün minyatür bir modelinin yer aldığı “Mini Series” (Daniela 2 Mini MiesArccaden https://vimeo.com/91161220) videolarıyla onu yeniden kırmayı amaçladım. The Real absürd bir oyuna dönüştü. İstanbul’da amaçladığım şey mimarinin ve mekanın tarihi ve modernist kahramanlarını, özellikle her birinin birbirleriyle olan ilişkilerini, sorgulamak ve onlarla yüzleşmek. Planım, simgeleri yeniden inşa etmek ve onları manipüle etmek. Yapıların modelleri, gerçek yapılar ve modeller, kentsel ve coğrafik vurgularla birlikte, gerçek olmayan sahnelerin bir parçası ve yeni bir yorumlama oluyorlar. Performansa dayalı deneylere İstanbul’un yerlileri (yoldan geçenler, sanatçılar, mimarlar…) davetlidir. Tarihi simgeleri yapı söküme uğratıp analiz etmek, içlerini boşaltmak ve kendi dış kimlikleriyle diyaloglarını başlatmak için bu deneyin bir parçası olabilirler. Minyatürlerden oluşan bir dünya, zamanın sismografı yansıtılırken, yeni absürd biçimler ve modeller olarak gelişecekler. Bu formlar, bir kişinin merak ve rahatsızlıkla geleneksel ve modernist ideallerin yeni rolleri hakkında sorular soracağı bir enstalasyonla son halini alacak, işi doğuracak planlanmış fotoğraf serilerinin yanı sıra gözlemsel çizimlerle birbirini tamamlayacak. 
 
“Walking on the edge of the visible” ve “Standing at the still point of the turning world” gibi son işlerimde görsel dil zenginleşti, yeni sınırları aştı ve çizim, heykel, mimari arasında heyecanlı bir etkileşim başlattı. İdeoloji standartlarına meydan okurken, tıpkı içinde yaşadığımız güvenli bir koordinasyon sistemine duyulan inanç (“Walking on the edge of the visible) ya da “Standing at the still point of the turning world” (Villa Tugendhat) işimdeki gibi işlevselci bir başyapıtın otoritesini zayıflatmak gibi, politik ve kentsel alanın standartlarıyla olduğu kadar toplumun standartlarına da meydan okumaya başladım. Bir mimar kimliğin alanını yaratır.” Hustling Heroes“ (2012/13) beni, ruh ve mimari formlardaki modernist kahramanlarla işgal edilmiş bir yer olan Chicago’ya sürükledi. Bu modernist ideallerin simgelerine meydan okumaya ve onları sorgulamaya başladım, özellikle Alman Mies van der Rohe’nin binalarını, absürd oyunlara kısmen dahil olmuş modeller olarak (“Mini Mies”, Video) ya da yeni formlar oluşturmak amacıyla yanlışlıkla yapı söküme uğratarak ve onları gerçek boyutlarında yeniden inşa ederek,alanı sorguladım: kimlik ömrünü doldurdu.  
 
Daniela Ehemann, 2013