Karen Sztajnberg

halka sanat projesi 12 Kasım-2 Aralık 2013 tarihleri arasında Brooklyn, New York, ABD'den Brezilyalı sanatçı Karen Sztajnberg'i ağırlıyor.Sanatçı kendisi ve rezidans projesi hakkında şunları söylüyor: Brezilyalı, Brooklyn'de yaşamayı seçmiş bir film yapımcısıyım. Endüstriyel film sanatı içinde birçok görevde kararsız kaldım, özellikle de bir editör ve yazar olarak.
 
Video-sanatı bana saf düşünceler ve derin düşüncelerin birbirine geçtiği bir gösteri merkezini sorgulamak için bir sorumluluk olarak geldi.
 
Benim için yeni olan bu ilgili alana geçerken çok verimli alanlar buldum ve bunlar öyküsel işlerime katkı sağladı. Bu video-sanatı projem için dünyanın çeşitli yerlerindeki insanlardan demeçler almayı planlıyorum, nerede olursa olsun anlamlı bir hikaye kendini bana sunar. Önemli olan nokta, eksikliğin evrensel konseptini ve bu deneyimi tam alan bir şekilde ayrıntılarıyla anlatmayı sağlamak. Dolayısıyla İstanbul sakinlerini katmak oldukça etkili, dünya sanat tarihinde derinlemesine anlatılmamış bir toplumu insancıllaştırmak, İstanbul sakinlerini katmak özellikle dokunaklı.
 
Daniel J. Siegel’in yoğun bir deneyimle bağlantı kurduğumuz hisler hatırladıklarımız değildir, ama süregelen yarattığımız hikayedir görüşüne dayanarak insanların cinsel yetersizliklerini hatırladıkları bir anı yüzlerini kameradan uzak tutarak belgelemeye başladım.
 
Muhataplar arasında direk göz kontağı kurmadan tam bir hikayenin çok daha iyi olduğu psikanaliz görüşüne başvurarak özneleri kameraya arkaları dönük biçimde yerleştirmekteki amacım bunu o kişinin işlevi olarak yansıtmaktansa deneyimi kişisellikten çıkarmak.  Yarı anonim hikayelerin görülmeye değer sahnesi yakınlık ve kullanılmış görüşlerin yeterliğinin çarpıştığı bir anın kollektif bir kaydını oluşturacak.
 
Cinsellik kişisl ve mahrem bir deneyimdir, bu nedenle kamu incelemesine konu değildir. Bunu gözlemleyenler sadece katılımcılarıdır, başka nesnel anlatım mümkün değildir. Yine de, daha ve daha fazla medya sürekli oalrak kusursuz ilişkiler  imgesini yücelterek, amaçsızca klişeler etrafında dolaşarak ve deneyim çeşitliliğini daraltarak bizleri önyargılı cinsellik söylemi fikriyle doldurmaktadır.
 
YETERSİZLİĞİN ÖYKÜSÜ Facebook çağındaki sosyal etkileşimlerimizin çoğunu oluşturan tipik yayıncılığa karşı çıkan bir deneyimi, fiziksel yakınlığın tuhaflığını araştırıyor.
 
Herhangi bir kişi online kimliği devam ettiği sürece şevkli,iş bilen olarak gelebildiği halde, çıplak temasın doğruluğu,control edilebilen dijital diyaloğu daha fazla tercih eden gençlerimiz arasında düşmekte olan bir fenomen, heyecan yaratıyor ve  bizleri doğrudan iki-yönlü  insan ilişkisinin tahmin edilemezliğiyle ilgilenmemiz için meydan okuyor.  Bu sebeple cinsel yetersizliğin son sınır olduğunu gösteriyor, bizi kavramsal örgülenmeye bağışık kalan parçalarımızla kavga etmek için çağıran bir deneyim.
 
Yakın zamanda bir arkadaşımın sorduğu gibi “başarısızlığın görkemi nerede? Uyumsuz işleyişindeki kudret dahilinde tutku temasına gönderme yapmak mecburiyetinde kaldım.