Röportaj : Jenny Rafalson - Bilmeden Geri Dönmek

Kendinden ve gemnel hatlarıyla sanatsal arayışından söz eder misin?

Yaşantımın parçası olan ve günlük anlar, anılar, olaylar gibi duygularımla ilişkili konuları fotoğraflıyorum.Yönlendirilmiş stüdyo işleriyle içinde kısa bir anı barındıran belgesel fotoğrafın sınırları arasında geziniyorum. Bu ikisini karıştırıp büyükannemin öykülerini esinleyen çiçekler, çorba kalıntıları, eski bir negatif film, eski bir duvar kağıdı ve dahasını bir araya getiren imgeler oluşturuyorum. 

 

Bu sergi fikri nasıl ortaya çıktı?

Kimlikle ilgili bir arayışta olduğumdan gittiğim her yerde orayla bağlantımı bulmaya çalışıyorum. Burada da aynısını yaptım. Burada yaşayanlarla konuştum, yerel mallar satan dükkanlardan nesneler topladım ve kenti daha iyi anlayabilmek için tarih okuması yaptım.

Süreç senin için nasıl gelişti?

İlk ikisi kimliğimden gelen olmak üzere Rus, İsrail ve Türk kültürleri arasında çok sayıda bağlantı noktası buldum. Bazen çok şaşırdım çünkü bu bağlantıları hiç beklemiyordum. Beni en çok insanların çektiğini fark ettim. Kültürlere dair öyküleri o kültürün kendisinden daha ilginç geldi bana.

halka’da gerçekleştirdiğin rezidans katılımın süresince bu kentle yaşadığın deneyimi nasıl tanımlarsın?

İlginçti. İnsanların İsrail’e ilişkin fikirleri yüzünden bazen İsrailli kimliğimden rahatsızlık duydum. Ama ben düşündüklerinden ve haberlerde gördüklerinden farklı çıktım. Sonuçta, İstanbul benim için çok ilginç ve ilham verici bir kent oldu.

İsrail’deki çağdaş sanat sahnesi hakında ne düşünüyorsun ve İstanbul’daki için izlenimin ne?

Bence İsrail’deki sanat sahnesi ülkeyi yansıtıyor; çok küçük ve bir çok sanatçı eğitim almak ya da yaşamak için yurtdışına gidiyorçünkü bu ülke gerçekten herkes için çok küçük. İstanbul’daki sanat sahnesini, müzeleri ve gezdiğim bazı galerileri sevdim. Sadece Türk sanatçıların olmadığını görmekten de mutlu oldum. Ama daha fazla politik sanat görmeyi beklerdim.