Bir Arzu Nesnesi Olarak Yemek'in Tarihi: Elma

Tohumu Pişirmek Atölye Serisi -1: Bir Arzu Nesnesi Olarak 'Yemek'in Tarihi: Elma

Michael Pollan’ın, Arzunun Botaniği adlı kitabından esinlenerek hazırlanan, “Bir Arzu Nesnesi Olarak 'Yemek'in Tarihi: Elma” başlıklı "tohumupişirmek" atölye serisinin ilki olarak gerçekleşecek bu atölyede; yemeğin, tohumdan başlayıp varoluşumuzu besleyen “pişirme ve yeme” eylemlerini içine alan sürecine dahil olacağız. Ana malzememiz olan elmanın hikâyesini dinlerken bir yandan da mutfağa girip onu, arzuladığımız lezzetli bir yemeğe dönüştüreceğiz.

Hikaye...
Elma sadece rengiyle göz okşayıcı, kokusuyla iştah açıcı bir meyve olmakla kalmaz aynı zamanda sembolizminde dişiliği ve erilliği, varoluşunda iyiliği ve kötülüğü barındıran insanlığı bir ısırıkla arzunun ve zevkin tadına varmanın yanı sıra; Tanrı’nın bilgeliğine ulaşma “günah”ına sokup yeryüzüne konduran meyvedir. Bir meyve olarak elma, varlığımızda barındırdığımız iki kutupluluğu ve varlığına atfedilen günahın ayrılıksılığını ifade etmekle de kalmaz; o aynı zamanda yekpare ve kusursuz yaratımıyla bütünlüğün, birliğin, dengenin ve canlılığın da bir tezahürüdür.


Atölye...
Birlikte; yerel üreticilerin doğa dostu yöntemlerle yetiştirdiği ürünlerle hazırlayacağımız yemeğimizin ana malzemesi olan elmayı pişirerek bir başka forma dönüştürürken bireysel varoluşumuza yüklediğimiz anlamları ve kendimizi de hazırlayacağımız yemekle beraber pişirip, tadacağız.

"tohumupişirmek" atölyelerinin ilk kurgulanan ve daha sonrasında •TaT• atölyelerine ilham olan, tohumupişirmek uygulamalı atölyeler serisi ● elma ● damağımıza değen her bir malzemenin, sadece yenilebilir olmakla kalmayıp aynı zamanda kişisel hikayelerinin de hayatımıza kattığı tatları farkedebilmek, anlayabilmek ve sindirip dönüştürebilmeye alan açmak ve kendi kişisel hikayemize de kullandığımız malzeme ve sezgilerimiz yardımıyla bakabilmek için yaratılmıştır.

Kullanılan malzemenin hikayesi ve kendi kişisel hikayemizle yakınlaştığımız bu atölye tanımlı olmaktan çok sürece, açılan alana ve bu alana gelen her bir damağa teslimiyetle kendi alanımız ve kendi sürecimizle hep birlikte şekillendireceğimiz bir atölye olmaya niyet ediyor.

Atölye; duymak, dinlemek, ifade etmek, paylaşmak ve yaratmaktan oluşan iki ana kısımdan oluşuyor. İlk kısımda elmanın kişisel hikayesini keşfe çıkarken ikinci kısımda keşfettiklerimizle kendi hikayelerimizi pişiriyoruz.

tohumupişirmek atölyelerinin süreci, katılımcıların ve o an yaratılan alanın enerjisine göre şekilleniyor. Bu atölyede asıl niyet pişirme pratiğinden önce içe dönerek bedenimiz, duyularımız ve ruhumuzla bir araştırma yapmak ve bunu tat duyumuz ve genel geçer tat algımıza yeniden bakarak yapmak. Tüm bu süreçleri tecrübe ederken, çemberde açtığımız alanda bireysel ve çoklu çalışmak. Ve elbette içerdeki yolculuğumuzu, pişirmek için seçtiğimiz malzemelerle yaratacağımız ve tadacağımız yemeğe taşımak.

Katılımcılar için mümkün olduğunca rahat bir atölye süreci geçirmeleri açısından her bir katılımcının mümkünse tok karnına (4 saatlik bir sürecimiz olacak), rahat kıyafetler, not alacak defter-kağıt ve kalemle gelmelerini; dileyenler için, yanlarında çemberimizin merkezine koymak için kendileri için manevi açıdan değerli bir obje getirmelerini rica ediyoruz.


Tarih: 30 Haziran 2018 Cumartesi
Saat: 13.00 - 17.00 
Katılımcı sayısı: 8
Katılım ücreti: 235 TL + KDV
Kayıt ve bilgi için: atolyehalka@gmail.com / 0541 733 4283

*Kontenjan sınırlı olduğundan kayıt yaptırmak gerekmektedir.


Eğitmen...

Berna Çol:
Ankara'da yemek pişirmenin ritüel sayıldığı damak tadına düşkün bir ailenin içine doğdum. Öyle ki, mutfağımız sabah gün doğmadan bizimle uyanır, bizlerle birlikte uykuya dalardı. Yetişkinliğime kadar yemek benim için hem gözümü ve midemi doyurmak için tutkuyla gerçekleştirdiğim bir eylem hem de kokuları ve tatları keşfe çıktığım bir oyun alanıydı. Üniversitede siyaset bilimi ve gıda politikaları üzerine akademik kariyer yaparken dünyayı bilim kadını olarak değiştiremeyeceğime karar verdim. Şüphesiz bu kararımda bir filmin esas kızının söylemiş olduğu “Dünyayı hukuk okuyarak değil, yemek pişirerek değiştirebileceğimi anladım” repliğinin kalbimce işitilmesinin de payı vardı. O gün bugündür hem kendimi hem de
yemeği umutla pişiriyorum. Malzemelerimi kendi içime küçük dokunuşlarla lezzetli yolculuklara çıkmak için özenle seçiyorum.
Yolculuğumu ve malzemelerin sihirli dokunuşlarını meraklı damaklar, açık kalplerle paylaşmaktan büyük keyif alıyorum. Mutfakla yakından ilgili olduğunu düşündüğüm ekoloji, gıda toplulukları ve hareketleri, yemek sosyolojisi, topluluk oluşturma ve kolaylaştırıcılık pratikleri, kadın çemberleri ve çeşitli şifa yöntemleri ile ilgileniyor, eğitimler alıyor ve paylaşıyorum; çeşitli topluluk ve hareketlerin içinde aktif olarak yer alıyor; ilgi alanlarımı tezgahıma taşıyorum.
Yemeğin sihrini paylaştığım “Tohumu Pişirmek” serüvenime tatlar, hikayeler ve kalpten paylaşımlarla devam ediyorum. Bütün bunların ötesinde, derinden hissettiğim büyük değişimlerin değil; kimi zaman da minik ve saklı lezzetlerin yolculuğumuzun amacı olduğudur.