Phil Bosch

halka sanat projesi 26 Agustos'tan itibaren 1 ay daha Hollanda’dan sanatçı, film yapımcısı ve araştırmacı Phil Bosch’u ağırlıyor. Temmuz 2013'te halka'nın konuğu olan sanatçı bu kez, rezidansta başladığı projesini tamamlamak için geri geliyor.

Phil Boch film üzerine, zihnimizde görüntüdeki anlam kurma sürecinin beslediği algımızı neyin şekillendirdiği, hangi bilginin imgelemden geldiği ve izleyicilikteki yeni görevlerin  nasıl meydana geldiği gibi soruları besleyerek çalışıyor.

 

Bir film yapımcısı olarak, Phil Bosch kullanılan aracın filozofik ve sanatsal olasılıklarıunı yansıtıyor. 8mm kamerayı bir keşif aracı olarak , gözün bakışını normatiften kuşkulu ve tutum değiştirici olanın yerine geçirmeye çalışarak, imgelemi filozofik ve entelektüel aynı zamanda gözün ve beynin temas, duyusal ve hassas deneyimleriyle birleştirerek kullanıyor.

John Locke’un ‘Essay Concerning Human Understanding’ (1690) metninde harika biçimde camera obscura (karanlık oda)  olarak tariff ettiği gibi gözün işlevini beynin bilgiyi arama isteğinin işlevi oalrak görüyor. Camera obscura’yı bir keşif aracı olarak kullanarak, bakışı neyin oluşturduğu ,güneşin gün içinde izlediği rotayla bağlantılı olarak anlamın nasıl dağıtıldığı ve nasıl bir bilgi kaynağı olarak incelendiği gibi soruları türetiyor. halka sanat projesi’ndeki rezidans projesi Roma’da Floransa ve Morocco’da başlayan ve izleyenlere farklı tarihi alanlarda ve onların günışığı ile konumları ve ilişkilerine odaklandığı bakış çalışmasının devamı oluyor. 'Görme'nin tarih yazımına özellikle odaklanarak, bu tarihi yerlerde, izleyiciliği onların belirli mimari fonskiyonlarını yaşayan bir camera obscura gibi çalıştı. Güncel çalışmasındaki bir başka tema geçici yerlerin farklı renkler ile ışığın farklı açıklıklarnın analog filmde  kullanılması, özellikle günbatımı ve gündoğumunda. Geçici alanların araştırması ile İstanbul’un, araştırmak için coğrafik, kültürel ve sosyal pek çok katmanı saracağını hissediyor. Sanatın dünya vatandaşı olmayı öğrenmede araç olarak yer alabildiği günümüzün global toplumsal geçicilikler , İstanbul’da merkezi bir odak noktası buluyor ve özellikle de Taksim Meydanı’nda yer alan gösterilerde.